Utopia (Thomas More)


    thomas-more

”Utopia” kelimesi Yunanca ”yok, olmayan ve yer ” kökeninden gelir. ”Olmayan yer” anlamına gelen bu kelime, Thomas More tarafından türetilmiştir.

     Her şeyiyle mükemmel olan bir devlette yaşama fikri ilk Platon ile başlamıştır ve ”Devlet” eseri bu konuda en eski eserdir. More bu eserinde yazı olarak alaycı bir anlatım yolunu seçiyor ve eser üzerinden bir takım eleştiriler yapıyor. Ancak sadece yönetimi eleştirmiyor, aynı zamanda kendi çözüm önerilerini de aslında var olamayan ve kendi kurgusu olan hayali ülke ”Utopia” üzerinden anlatıyor.  Bu yönüyle ideal devlet, ideal yönetim ve ideal toplum hayalini Utopia eserinde birleştiriyor. Thomas More’nin devlet ve hukuk adamı olması sebebiyle eser, edebi eserden çok siyasi  bir eser olarak tanınmıştır.

     Utopia kelimesi, ütopya olarak Türkçe ‘ye de girmiştir ve bizde daha çok hayal ve gerçekleşmesi imkansız olaylar için kullanılmaktadır. Türkçedeki anlamı belki de Thomas More’nin Utopia eserinde anlattığı ülkenin ulaşılması imkansız bir devlet ve yönetim modeline sahip olmasından kaynaklanmış olabilir. Bana göre de Utopia da anlatılan bir devlet modeli uygulamada imkansızdır. Çünkü bir çok yönden ”Komünizm’e” benzemektedir ve kaynağını hatırlamadığım bir düşünceye göre; ‘Dünya sadece meleklerden ibaret olsaydı, Komünizm çok iyi şekilde uygulanabilirdi’. İnsanların içlerinde her zaman hırs, kaytarma, rekabet ve çok para kazanma gibi insanları yanlış yönlendirecek duygular var olmuştur.

     Utopia’yı anlatmaya başlamadan önce “bu kitapta anlatılan her şey tamamen hayal ürünüdür, hiç bir ülke ve yönetimle alakası yoktur” şeklinde Türk dizilerindeki gibi bir giriş yapsak çokta yersiz olmaz galiba 🙂

     Utopia’nın kurgusu sohbet havasında geçer ve ana karakter denizci Raphael Hytlodaeus’tur. Felsefeye de meraklı olan Raphael bir çok ülkeyi gezmiştir ve gezip gördüğü yerleri, bir sohbet ortamında Peter Gilles ve Thomas More anlatmaktadır. Kitapta tam bu noktada başlamaktadır.  Raphael hayalindeki ülkeyi son yolculuğu sırasında Utopia Adası’nda keşfetmiştir. Adanın yönetim biçimi tüm Avrupa devletlerine örnek olacak kadar gelişmiş ve idealleşmiştir. Adanın özellikleri;

  • Utopia bir tarım ülkesidir ve vatandaşlarda iyi birer çiftçidir.
  • Yöneticiler seçimle iş başına gelir.
  • Vatandaşlar şehirleri için günde 6 saat çalışırlar.
  • Herkes deriden yapılma tek tip elbise giyer.
  • Her aile kendi giyeceğini kendisi diker.
  • Herkes şehirdeki yemekhanede yemek yer ve her yaştan insanlar hep bir aradadırlar.
  • Kadın ve erkek arasındaki ilişkilerde esas olan evliliktir, gönül eğlendirmek söz konusu değildir ve boşanmaya karşı çıkılır.
  • Vatandaşların birlikte ürettikleri ürünler ambarlarda saklanır ve herkes ihtiyacı olan miktarı buradan ücretsiz alır.
  • Adada para kullanılmaz, altın ve gümüşe de hiç değer verilmez. (Bunlar insan ahlakını bozan şeyler olarak görülmektedir).
  • Utopia’da kimse aç kalmaz ve yiyecek sıkıntısına düşmez.
  • Felsefe ve edebiyat en çok ilgi gören alanlardır.
  • Kölelik bir ceza olarak vardır. Kötülüğü benimseyenler ve suç işleyenler köle yapılır.
  • Savaş en istenmeyen durumdur ve olabildiğince kaçınılır.
  • Yöneticiler için Utopia halkının canı çok kıymetlidir.
  • Tek din yoktur ama herkes birbirinin inancın karşı saygılıdır.
  • Felsefeyi çok sevmelerine rağmen tek başına aklın yetmeyeceğini bilmektedirler.

         Utopia, 54 tane şehirden oluşan ay görünümlü bir adadır. Tüm şehirlerde aynı kanunlar uygulanır. (Burada üniter devlet yapısını benimsediğini anlıyoruz). 54 şehir aynı plan üzerine kurulmuştur. (Sosyalist şehir yapılanmasına benzemekte).

 Kitabın kurgusu itibari ile bazı diyaloglar ilgimi çekti. Bunlardan bazıları;

“Kralların çoğu barışa hizmet edecek sanatlardan daha çok savaş sanatlarına meraklıdırlar” ABD savunma bütçesinin 500 milyar dolar olduğunu düşünürsek…..

“İngiltere’de hırsızlık yapanlara karşı idam cezası var ve buna rağmen İngiltere’nin her yeri hırsız dolu. (Thomas More söze giriyor) “Hırsızlara uygulanan ölüm cezası hem haksız hem de yersizdir. Bakın hırsızlık yapana bu kadar ağır bir ceza verdiğiniz halde bu işten caydıramıyorsunuz. Geçimini temin edemeyen birine ne ceza verirseniz verin gene de bu onu hırsızlık etmekten caydıramazsınız. Sadece sizin ülkenize değil dünyanın her tarafında böyle bir yaptırım uygulayanlar, öğrencilerine bir şeyler öğretmek yerine onları dövmeye hevesli gaddar öğretmenlere benzerler. Hırsıza bu kadar ağır ceza vereceğinize ona hayatını doğru dürüst sürdürebileceği olanaklar temin edersiniz, kimse bu durumda ölümü göze alarak hırsızlık yapmaz ve durumdan da siz kazançlı çıkarsınız”

Yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz....

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s